ANA SAYFA !
RADYO ACIPAYAM.COM

SİTE AYNASI

Üye
31587

30
FİRMA REHBERİMİZ
KÖŞE YAZARLARIMIZ
HABER ZAMAN TUNELİ
SAYFA İZLENİMİ
Şu ana kadar

45389648

sayfa izlenimi aldık. Başlangıç: 03-04-2004

HİT
· Bugün

127

· Dün

4561


Acipayam.com | Memleket Kokusu ŞİİRLER, Aşk Şiirleri, şiir Bahçesi, Müzikli Şiirler!


erdorum ACAROĞLU
“ karadut’um ” DOĞAÇ,





“ karadut’um ” DOĞAÇ,, erdorum ACAROĞLU

*Yalnızlık sanısıyla *

kendine yetme becerisiyle övünse de insan
bana
senden başka kulağı açık kimse olamadığı
sanındayım.

gelir gelmez
öyle bir yere oturdun ki
herkesi dinlemede
ve kendini dinletmedesin.

sence de ‘çokluk’
‘tekliğin’ perdesi mi dersin?

seni
bir günlükken “ilk” gördüğümde
bir araya gelmiş
üç buçuk kiloluk et yumağı gibiydin

kıpırdadığın o ilk anı kimse bilmiyor

ama *doksan* yılının
tam da öğretmenler gününde

“ilk doktorun”
kalp atışlarını dinletti

“ilk” duyuşumdu bu seni.

Sonra iki günlükken
yıkanışını izledim;

her ne kadar
dokundurulup baktırılmasan da

kararlı sahiplenicilerinin ellerinde
her yanından sular akan
bir kurbağaya benziyordun.

şimdilerde
hangi şekildesin bilmiyorum
ama
seni çok sevdiğimi sanıyorum

ve
yaşamanı istiyorum;

çünkü
kıramadığım benliğim
senin en büyük sebebin.

bir şeylerin sürekli içime aktığı
şu günlerde

artan kendim olmaktan
pek emin değilim

bir çok şeyin
anlamsız göründüğü
bir ‘an’ olur ya

işte
tam ‘o’ nun ortasındayım

yarın ‘bugün’ nün içindeyse

şimdilerde
yarınıma
yarınımın nesnelliğine
bir belirsizlik noktası
konulmakta

seni sevişim

‘kanım-canım’ olman
lafazanlığından kaynaklanmıyor
bilesin.

sevdiğini
kim olursa olsun
tensel ve belge yakınlığından ötürü
sevmemelisin

tensel ve belge-sel yakınlık
zamanla iç içedir

görecedir

sevenle sevilen arasındaki bağ
göreceliği kaldırır

sen kişilere değil
bu ‘ara’ ya dikkat et

bu “araya ve oluşa”

nesnenin araç olmadığı bir yerde
görecelik olmadığı gibi
gören ile görülen ancak “bir” olur

(ama teklik ayrı)

bunu
tanım sözcük ve imgelere sığdırmaya çalışırsan
yanılırsın

nesnelerin albenisi
bize ilişmediği sürecedir

görsel güzellik
sadece ustaca düzenlenmiş
betimlemelerdir

boşlukta
“sadece ben” sloganlı kişileri
dert-tasa ettiğimiz çok olur

bazen
“direk dibindeki adam”
duyarsız çıkabilir

ocağı için ateş verdiğin kadın
elini yakabilir

bazen
sessizce
kucağında uyuduğunu sandığın çocuk
memeni ısırıp koparabilir

bazen
“hak” diyebileceğin ödül
“sır” yüreğini balçığa çevirebilir.

umduğun aşk

en güzel
en ılık düşlerine
gizlice ustaca
saplanılmaya çalışılabilir

uzaktakiler değil
düşlerinin sıcaklığını
yüreğine mesken edindiğin
insan siluetleridir bunlar

oysa bilirsin
tenine değer de
yüreğine sıcaklığı gelmeyecek kadar
uzaktadırlar

konuştuğunu sanırken susan insanlar
elbette
senin
susarak konuşan dilinden
anlamazlar

“lanet okuyan” kişiyle
dost ol

“pis” ve “çirkin” denilenle de

“güzel”
onlardan arta kalandır
bunu unutma

onlarla yakınlaşmanda
çöpleri yılmadan ayıkla

ama çöplük olma

yerinden söküp atabilir misin
bağırsaklarını

sana
kendi emellerine göre davranmayı
zorunluluk gibi sunanlara
inanma

öyle bir program yap ki
altında sadece
“sen”den bir imza olsun

insan imzaladığı edimlerden
pişmanlık duymaz

onlarca
“iyi” veya “kötü” olarak adlandırılan
hiç bir şeyden
pişmanlık duyma

akıl ve duygularının onadığı her şey
senin için
uyulması gereken tek doğrudur

bunun için sonuna kadar savaş

ve bu savaşımında
sana ait sandığın
nesnel olan ne varsa
vermekten
veya gözden çıkarmaktan
çekinme

çünkü sen
yürüyeceğin yolların
çıkacağın
ineceğin merdivenlerin
tek sebebisin

sana
herhangi bir cinsiyetin kimliğini sunacaklardır.

Sen
kendi cinselliğini
dahası kendi seçeneğini
üzerine giydirilen kalıpları kırarak
bul ve yaşa

ne kadın ol
ne erkek

ne de üçüncü cinsi ara

cinsellikte
“kendin “ ol

sır gibi
her yerini kaplayan
ten perdeni arala
o’raya gir

bulduğunla “dost” ol
ama
bulduğunla

senin cinsiyetin de
cinselliğin de budur işte

iki “ten’de can”
birbirlerine karşı
dayanılmaz tutku duyuyorsa
uzak kalmalarına sebep
ister bir “eş”
ister “ana babaları”
ister eli sopalı “umacılar”
isterse başka
bir sürü “şey” olsun

“bir” likteliğe konulan
her türlü engellemeye inat

onlar
bir bütünün iki parçasıdırlar

ki onlar
silueti insan olanların
“saymaca” larına;
“gelen-ek ve gören-ek” leri ile

her gün,
her gün
yeniden üreyen
“yasaları” na rağmen

“ten”de “insan”ı bulmanın
verdiği onur ve hak gereğince
“bir” dirler

davranışlarını kimseye kısıtlatma

bir gün
çaresiz kalır da yenilirsen eğer
içindeki doğru bildiğinden
uzaklaşma

sana ve yapmak istediklerine
“yuları sırmalı gem” vurmalarına
izin verme

bu
yakın-uzak
veya sonraki “aile” bireylerin
sahte ya da sevgi sanı ile
birlikte yaşamak zorunda bırakıldığın
albenili veya salaş döşenmiş
dam-altı arkadaşın

–eşin- bile olsa.

Bu –ben- dahi olsam

sen
sadece
doğruluğuna inandıklarını yap

olur da bir gün
umarsızca
bir kereliğine bile olsa
kime olursa olsun

kendinin sanıp

özgürlüğünü

dahası
“can özünü” kaptırırsan

işte o zaman
yaşadığın sürece
tekrar
o merdivenleri
zeminden başlayıp tırmanıncaya kadar
borç ödersin

yine bu yolda
sana verilene
aklınca biçtiğin bedeli
sakın karşındakinin ödemesine
izin verme

işte bu
dayanılmaz “ben”liktir

bu
düşük yapmaktır

kötü ve çirkin adında
ne varsa kafanda
sil at

kötü ve çirkin yoksa
iyi ve güzel kavramları da
aldatamaz seni

insanları
nesneleri ve duyguları
ayrıştırma

zıtlığa düşme

sana çirkin gelen bir şey
bir çoğuna
güzel gelebilir

güzel dediklerin de
çirkin olarak adlandırılabilir

bu ikilik
sadece sanal bir betimdir

“kalbin ve bağırsakların”
demiştim hani
hangisini söküp atabilirsin

sana katı ve duyarsız yaklaşanlar olacaktır

bu davranışlara
anında veya sonradan da olsa
tavır alırsan
onlarla aynı olursun

çatışmalarında
uzlaşmazlıklarında
ve özellikle
-sanı da olsa-
sevgilerinde
araya sakın hakem tayin etme

bu yanılgıya bir kez düşersen

bir gün birilerine
senin de hakemlik yapman gerekebilir

o an
kim kime göre iyi
kim kime göre kötüdür

ayrıştırma makamı
önce karşındakinde
ardından sende
can acısı olur

böyle bir durumda
çözüm karşındakinin kendisidir

buna dikkat et

çözümü kendinde olanın çöplerini
bırak
kendisi ayıklasın

kavga yok

“seni ısıran köpeği okşa”
demiyorum

ama sakın sen
“ısıranlar” dan olma

“yaşayan” ve “yaşamayan”
diye adlandırılana yakın ol

dinlediğinde
duy
baktığında
gör

fakat sakın
çöplük olma

yalan söyleyebilirsin

ancak kendi yalanlarını kendin seç

yalanlarını
“ben” egonu dik tutmak için
veya silah olarak değil.
İnandığın değerler için kullan

bu senin elinde

sana yalan söyleyenin yalanını
sakın açık edip
yüzüne vurma

-Tırmandığın merdivenin
üst basamaklarına ulaştığında-

çevrendekilerin
*sana basitmiş gibi gelse de*
korku kaygı
zevk aşk
sevgi kin
inanç inançsızlık
zaaf hobi
ve alışkanlıklarına
“doğrusu budur”
bilge edasıyla yaklaşma

yaşlanmadan
ihtiyarladığını sananların
dayandıkları asayı
ellerinden alma

onların değerlerine
onlar adına sahip çık

ama “ben” zevkine kapılıp
sana makam vermelerine izin verme

her değer
taşıyanının doğrusudur

bunu unutma

bu yolda el öpmekten çekinme

bırak
elini öptüklerin
öpülen elin
kendi elleri olduğunu zannetsinler

ancak sen
sakın elini öptürme

bu
elini öpenin sana teslim olmasıdır

bu makama dikkat et

taşıyamayacağın teslimiyet
seni kül eder

sevgilerinde duyarlı
aşklarında teslimiyetçi ol
mazeretçi
ve ayıklayıcı olma

“can” ‘ın “kalk gidelim”
deyişine
“nereye”
diye karşılık verirsen

ya da
“can” dediğin
sen “kalk gidelim” dediğinde
“nereye”
diye sorarsa

işte o zaman
bırak her şeyi olduğu yere

ve hazırlan
ilk basamağını adımlamaya
yüreğindeki merdivenin

zıtlıkları ve eğrileri gör

doğru denilenin
karşındakine göre eğri olabileceğini

gerçek kavramının da
gerip-çekme ile ilişkisini
göreceliğini
savunana göre değişebileceğini unutma

bir pislik böceğinin
yuvasındaki yavrularına
yuvarlayarak götürmeye çalıştığı
pisliğe de
o uğurda harcadığı emeğe de
saygı duy

bu işlev ve oluşumun
içinde ve tüm canlılarda
sadece betimleme farkıyla aynı olduğunu

“iğrenç” sözcüğünün
‘zıt’ tıyla eşdeğer olabileceğini
sakın unutma

“iğrenç” ve “lanet olsun”
sözcüklerini
hiçbir nesne veya değer için kullanma

İnsanları duyguları-düşünceleri
davranışları ve görünüşleri nedeniyle
sakın yargılama

eleştiri zevkinin
“ben” duygusunu beslediğini unutma

“öz-eleştiri erdemli olmanın bir göstergesidir.”

Safsatasına inanıp
sakın az önceki veya dünkü kendini
karşındaki “ayrıştırıcı” lara
teslim etme

Çünkü “sen” i bu güne getiren
dünkü “sen” olsa da
bu gün artık “sen”
dünkü “sen” değilsin

eleştiri ve özeleştiri
ne biçimde veya kim için olursa olsun
benliği sözsel yargılama zevkiyle
sarhoş eder

Bundan daima uzak dur

düşünsel kavgalarında
teslimiyetçi değil
uzlaşmacı ol

kızabilirsin de

ama kızgınlığın
karşındakinin söz veya davranışlarına olsun
şahsına değil

düşman adlılar
arkadaşların ve “sanı dostların”
ne tam iyidirler ne de tam kötü

ilişkilerinde sakın kayıtçı olma

ufacık bir kapı aralığı
yürek geçecek kadar
unutma

ve hiçbir zaman küsme

küsen insan nefret eden insandır

nefretin azı veya çoğu olmaz
uygun ortam bulduğunda
her an patlar
durduramazsın

küskünlük ve nefret
insan ekini değildir

unutma ki nefret,
sahibini yer bitirir önce

nesnellik ve öznellikte
alınganlığın
küsmeyi
küsmenin de nefreti tetikleyeceğini
unutma

birikim
neye karşı
kime karşı

isimlerle uğraşma

-anne baba dayı amca kardeş eş arkadaş-

isimlere takılırsan
ismin arkasındakini göremezsin

isminde iddialı olanlar
isimleri gibi davranırlar

kendini isimlere karşı koru

şayet ben
“baba”lık adıma sığınıp

salt “baba” umacılığı ve ısrarıyla
üzerinde baskı kurarsam

bu
seni nesnel sahiplenme
hevesi içinde olduğum
anlamına gelir

ki sanal benliğimle
öznel kimliğimi
birbirine karıştırma

sahiplenme dürtüsü
“insan” ve “mal”
değerler dengesini alt üst eder

eve girmeden ahıra uğrayıp
“köyün merkebini” ziyaret eden
“halvet haneye” girmeden
ocağa koydurulan suya
sırta vurulan sopaya
sırta
sopanın ardından döşenen
sıpaya
ardından yunup yıkanıp()
mal sahibi edasıyla dolaşan
“koskocaman koca” ya
ve ona takılan
“erk” adına
dikkat et
kendini kimseye sahiplendirme

birilerine sahip olma düşünden de
uzak dur

bu
çocuğun bile olsa

sahiplenmede öz-benliği örten
sevgi maskesidir

bu perdeyi kaldırırsan
taşıyamayacağın şeylerle karşılaşırsın

senin baban olmam
birbirimizi sevmemizi gerektirir(!)

bu annen için de
kardeşin
eşin
veya arkadaşın için de aynı

buna dikkat et
bu tür sevgiler
önyargılı sevgilerdir

koşulludur

bir sevgide
isim perde ve şart varsa
zorunluluk vardır

bir tür “el-mecbur” yönelme ve yönlendirme

sanaldır;
görecedir
aldanma

yakınlaşmalarında ve sevginde
“bir” liği yakala

önyargı ve kayıt
“bir”liği bozar

sevgilerinde
“paylaşım”ı çıkar aradan

sevgi paylaşımında
sanılanın aksine
“iki” lik vardır

bir sana bir bana

oysa sevgi

sadece
“bir” likte yaşanır
yalın ve duru

paniğe kapılma

tekliğe uzanan yolda
”bir”i yakalamada
yetersiz kaldığını sanman
seni tamamlayanın
seni göremeyeceği anlamına gelmez

iç dünyanda veya yaşadığın evde
yanındakilerle veya yalnızken
kapını ve pencerelerini kapatıp
pek ala
mutlu(!) olabilirsin

bu bencilliktir

“insan”dan
elini eteğini çekme

yaşam biraz da
“dangıl-dungul” olmalı
hep ekmek su
bıktırır insanı

zıtlıkları
oluşumu
bulaşmadan da yaşamalı insan
ki mutluluk(!)
“iç”le “dış”ın
kaynaşması olabilsin

dışarıdan korkarsak
içimizden emin değiliz demektir

evinin kapılarını sonuna kadar aç
korkma

adı “kötü” olan
içeri girse de
akıl verip yargılama

zenginliğinle doyur o’nu

sen
yeter ki içeriyi iyi döşe

“karadut” um doğaç

hazırlıklı ol

yaşamının bundan sonraki her evresinde
ulaşmak istediğin her şeyin
sana baş kaldırdığını
ve her şeyin
yenmek zorunda olduğun
cilveli
oynak
ve çok yüzlü
bir iradesi olduğunu
göreceksin

bana gelince
“sıkılıyorum” demiştim
hem de fazlasıyla

sıkıntı denilen
bir “çok”luk herhalde

ya da
“bütüne karılma” aşkı

bu “ten” de
her ”dem”
kayıtsız pay verilmeli
ya da
alınmalı

şu an
yedi günlük halinle
hangi şekildesin bilmiyorum.

Pay(!) ıma düşen kadarınla da olsa

yağmur olup

yağmanı

evine gelmeni bekliyorum

-----------------------------------

mayıs 2005 "telde kelebek tozlar" adli kitaptan

erdorum ACAROĞLU

[ Şiir Bahcesi - AnaSayfası Şiir Bahcesi - AnaSayfası | Sayfayı Yazdır Sayfayı Yazdır | Yorum Ekle Yorum Ekle | Şiir Ekle Şiir Ekle ] 

(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.


Eklenme November 21st 2005
Yazan: erdorum
Puan:
Hit: 829
Dil:

Siir Bahcesi ©

Copyright © 2004-2008 Mustafa UNAL. Bu site PHP-Nuke © 2003 kodlarına sahiptir. PHP-Nuke GNU/GPL lisansı altında dağıtılan ücretsiz yazılımdır.