ANA SAYFA !
RADYO ACIPAYAM.COM

SİTE AYNASI

Üye
32001

23
Bağlı olanları sadece üyeler görebilir
FİRMA REHBERİMİZ
KÖŞE YAZARLARIMIZ
HABER ZAMAN TUNELİ
SAYFA İZLENİMİ
Şu ana kadar

46833012

sayfa izlenimi aldık. Başlangıç: 03-04-2004

HİT
· Bugün

95

· Dün

12146


Acipayam.com :: Başlığı Görüntüle - Yörük obaları
 SSSSSS   AramaArama   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için login olunÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için login olun   LoginLogin 

Yörük obaları

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Acipayam.com Forum Ana Sayfası -> Serbest köşe
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
Detseli
ÜYE
ÜYE


Kayıt: Aug 12, 2010
Mesajlar: 4


MesajTarih: Pzr Ağu 15, 2010 9:58 am    Mesaj konusu: Yörük obaları Alıntıyla Cevap Ver

İsmail Detseli
Aslında dağlarda bundan yıllar yıllar önce bir güzellikler vardı; bir kaynaşma, bir sevgi bağı oluşturma, bir samimiyet, bir samimi mal alış verişi, bir misafirperverlik, bir çadır sefası, bir oba kokusu vardı. Şimdi var mı? Yok. Bırak dağlardaki Yörük Obalarını köylüler bile bu davar sürülerini satıp elden çıkarıyorlar. Köyleri ve o dağları adeta bir heyyule hale getirmişler. Öyle ise bırakın Yörükler bari bu kültürü devam ettirsin.
Bundan elli sene kadar önceleriydi; bizim sadece bir yaylamızdan tam 250 koyun ve keçiden aşağı olmayan tam 15-16 sürü çıkardı dağlara. Bir de 3-4 yaylamızın olduğunu düşünürsek varın siz düşünün o dağların neşesini. Çan sesleri, koyun kuzuların meleme sesleri, kaval sesleri, köpek havlamaları birbirine karışır, dağdaki insanlara huzur verir, asla kimse korku duymazdı, onları kendisine birer hami sayardı.
Şimdi dağlarda sürü yok, sığır yok, yaylacı yok… Bir dağa işi düşen adam azıksız kalsa acından ölür gider de kimsenin ruhu duymaz alimallah. Oysa eskiden bir yolcu asla dağda aç ve mağdur olmazdı. Ya bir yaylaya, ya bir ağıla, ya da bir Yörük çadırına sığınır, aç karnını doyurur, dağdaki işi için çobanlardan dağın yiğitlerinden bilgi alır, güven içersinde yaşardı. O dağın yamacında erkeklere taş çıkartırcasına obasına sahip, kocasına sahip, çocuğuna sürüsüne sahip Yörük bacılara selam verip de aç ise karnını doyurmadan, susuz ise bir soğuk ayran içmeden geçmek mümkün müydü? her gelene ikram etmek, onları doyurup işlerine yardımcı olmak o dağların efemsi kadınlarının güzel huyu ve aldığı terbiyedendi.
“Azığı tükenmedik yiğit olmaz” derlerdi atalarımız. Filhakika öyle azık torbanı kaybedersin, mala melale yedirirsin, hepsi de olağan şeylerdi ama ne yaparsın? Şimdi kimseler yok aç öşürsün alimallah ama 40-50 yıl önce bir Yörük çadırına varırsın… Osmanlı Yörük anası hazır yufkanın arasına tereyağını bolca koyar ve biraz da bozbaş ettiği kıl keçi kıymasından sıkma yaptı mı o yolcuya yedi tepe birden aşırırdı. Âşık Kerem’in kuru kafaya dediği gibi: Kafa bu dünyada sende has mıydın / dünya malı için kara pas mıydın / yedirmez içirmez bir nekes miydin / sofrası meydanda emriydin kafa.
Dağlar garip, bet bereket de kalmamış; ot yok, her yerler kuraklıktan çatır çatır kurumuş. Neden? Kıskançlıktan, çekememezlikten, “dağı davar ve sığır sürüleri besler ve bekler” derdi atalarımız. Ne kadar da doğru imiş. O hayvan otlayacak, Allah rızkını kat kat verecek, o masum hayvanlar yavrusunu besleyecek, organik gübresini dağlara bırakacak, onunla daha fazla ot yetişecek idi. Oysa şimdi sürü yok, gübresi yok, dağlarda bereket yok. Bizler kıskandıkça Allah da yüzümüze göre veriyor. Gelelim yazımızın içersimde bahsettiğimiz Yörüklere… Devlet sıkıyor “dağdan çeki”l diye, köylü sıkıyor “dağdan çekil” diye. Peki, bu adamlar nereye gidecek, arkadaşlar onların geçimi o bereketli dağlardan, bereketli ürünler alıp ülke ekonomisine katkı yapmak çoluk çocuğunun rızkını almaktan. Yaşam sefil de olsa o hayata katlanmak. Bizler için oturduğumuz yerden ahkâm kesmek çok kolay; hani derler ya bekâra avrat boşaması kolay diye, bize de o Yörükler hakkında ahkâm kesmek kolay geliyor. Oysa eskiden benim gibi bunlar ile birebir yaşamış dostluklar kurmuş onların kalbini ruhunu bilen bizler için avrat boşamak Yörük hakkında konuşmak o kadar kolay olmuyor her şeyden önce o dağdaki yaşanan hukuka aykırı geliyor.
Dağlarda çobanlık yaparken daha henüz yaşımız 11-12… Gece dağlarda ıssızlık çöker, kurt ulumaları, köpek havlamaları bile insanı höflendirir-korkutur. Gözümüze uyku girmez, ne yapalım? En yakınımızda sanki evimiz kadar emin ve sıcak bildiğimiz anamız kadar sevgi beslediğimiz bizleri taze ayransız yoğurtsuz yağsız bırakmayan. Hatta ekin işleyen köylülere bile bir çömlek buz gibi ayranı götürüp o sıcağın altında ikram etmesini, yedirmesini bilen canım Yörüklerin çadırına varır sığınırız, dertleşiriz. O akşama kadar davar sağar, ekmek yemek yapar, yoğurt peynir çalar. Bir çocuk kucağında diğeri sırtında çabalayan Yörük ana bize bir dağ çayı kaynatıp ikram etmeden salmaz. Bize dağlardaki korkuyu yendiren ana ve Yörük beyi ile iki saat sohbetin verdiği hazzı düşününce onların bu dağlarda olması gerektiğini artık o taşıdıkları keçilerinin de bu kartlaşmış orman ağaçlarını iki ayaklılar kadar tahrip edemeyeceğini bir defa daha hatırlatmak istedim.
Bir de bizim art niyetli olmayan meslektaşlarımızı bu konuda daha duyarlı ve daha araştırmacı olmaları konusunda biraz daha insafa davet ediyorum ve bir kültürün kaybolmakta olduğunun bilincinde olmalarını rica ediyorum.
Bir Yörük fıkrası aklıma geldi. Yörükler bir yerde iskâna zorlanmışlar zamanında. Çadırın Gelinleri daha evvel dağlardaki sert ve serin havada yaşadıklarından ayaklarının bağladığı nasırları kemik zannederlermiş. Zamanla şehirde iskan olduktan sonra bir temizlik anında ayağındaki nasırı yumuşamış gören gelin diğer geline “ay gız abıla ben bu ayağımdaki sert şeyi kemik zannederdim suyu görünce eriyip gitti” demiş. Bu konuşmaları köşede dinleyen gelinlerin kayınpederi Koca Yörük ertesi gün oğullarını karşısına alır onlara kesin bir emir verip “yarın göçü sarın gidiyoruz” demiş. Oğullar “nereye baba” deyince. “Nasırların bile kemikleştiği o soğuk sulu yaylalara dağlara” deyivermiş.
Bırakın onlar yine o dağları beklesinler ve nasırları kemikleşsin, keçileri çoğalsın, neşeleri yerine gelsin. Bunlarla uğraşılmasın, özgürlüklerini yaşasınlar. Bülbülü altın kafese koymuşlarda illa vatan demiş. Vatanı neresi; çalının başı, gülün dibi. Saygılarımla…
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Acipayam.com Forum Ana Sayfası -> Serbest köşe Tüm saatler GMT
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group



Copyright © 2004-2008 Mustafa UNAL. Bu site PHP-Nuke © 2003 kodlarına sahiptir. PHP-Nuke GNU/GPL lisansı altında dağıtılan ücretsiz yazılımdır.